YEME BOZUKLUĞU: ANOREKSİYA NERVOZA

January 20, 2017

 

Genellikle ergenlik ve genç erişkinlikte başlayan Yeme Bozuklukları (YB) biyolojik, psikolojik ve sosyokültürel etkenlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkan psikiyatrik hastalıklardır. YB’nin başlangıcı 14-19 yaşları arasında zirve yapar ve ergenlerde obezite ve astımdan sonra en sık görülen üçüncü kronik hastalıktır.

Son yapılan çalışmalar, genç nüfusta YB tanısının yaygınlığının giderek arttığını göstermektedir. Genel nüfusun yaklaşık % 10’unda Yeme bozukluklarının alt tiplerinden birinin olduğu, ancak bu bozukluğu olanların çok azının tedavi almak için başvurduğu düşünülmektedir.

Ergenlik dönemi, Anoreksiya Nervoza başta olmak üzere yeme bozukluklarının gelişimi için kritik bir dönemdir. Ergenlik dönemi; biyolojik, psikolojik ve sosyal alanlarda gelişim ve olgunlaşmanın gerçekleştiği, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Ergenler bu dönemde bilişsel gelişimin hızlanması, biyolojik gelişim ile birlikte dürtüsel gereksinimlerde ve duygu yoğunluğunda artışın olması, beden imgesinin gelişmesi, karşı cinsle ilişkiler gibi sosyalleşme deneyimlerinin yaşantılanması, anne babadan ayrılma-bireyleşme ve cinsel, sosyal ve mesleki kimlik gelişimi gibi nedenlerle döneme özgü zorluklar ve çatışmalar yaşamaktadır. Hızlı bir bedensel, ruhsal ve sosyal değişim yaşanan bu geçici dönemin doğal seyrinde uyum zorlukları olduğu kadar, bu değişimlerin yol açtığı gelişimsel süreçlerdeki ve beden imgesi gelişimindeki aksaklıklar ergenlik döneminde Yeme bozukluklarının oluşmasına zemin hazırlayabilmektedir.

Yeme bozuklukları; ‘Anoreksiya Nervosa’, ‘Bulimia Nervosa’, ‘Tıkınırcasına Yeme Bozukluğu’, ‘Belirtilmemiş Beslenme ve Yeme Bozuklukları’ ve ‘Diğer Beslenme ve Yeme Bozuklukları’ olarak tanımlanmıştır. Hastalar da tanılar arası geçişler sık olduğu için tüm bu bozukluklar geniş bir yelpaze olarak düşünülmelidir.

Anoeksiya Nervosa, zayıf bir bedene sahip olma arzusu, şişman olmaya karşı duyulan aşırı korku ve bu nedenlerle kilo vermek amacıyla besin alımının aşırı kısıtlanması başta olmak üzere, kendi kendini kusturma, laksatif (ishal yapıcı) ya da diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar kullanma ve aşırı egzersiz yapma gibi davranışlarla karakterizedir. Hastalar normalde olması gereken beden ağırlığının çok altındadır. AN tanısı 13-18 yaşları arasında zirve yapar ve AN’nin yaşam boyu yaygınlığı % 0.5-2 arasında bildirilmektedir. AN psikiyatrik hastalıklar arasında en yüksek ölüm oranına sahip hastalıktır ve ölüm oranı % 5-6’dır.

Bulimiya Nervosa, yeme atakları ve ardından kilo alımını durdurmak için çıkarma davranışları ile giden bir bozukluktur. Hastalar normal ya da normalin üzerinde beden ağırlığındadır. BN tanısı 16-17 yaşlarında zirve yapar ve BN’nin yaşam boyu yaygınlığı % 0.9-3 dolayındadır. Ölüm oranı % 2 olarak bildirilmektedir ve özkıyım davranışı AN’ye göre daha fazladır.

 

Yeme bozukluklarının beden ağırlığının ve şeklinin önemli olduğu bale, atletizm ve mankenlik gibi bazı meslek alanlarında çalışanlarda sıklığının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Ayrıca zayıf olmanın başarı ve güzelliği temsil etmesi ve ince bir bedene sahip olma konusundaki medya ve toplum baskısı, zayıflamak amacıyla diyet yapılmasına ve bozulmuş yeme tutumlarına neden olmaktadır. Ancak bu sosyokültürel etkenler yeme bozukluklarının oluşumunu açıklamak için tek başına yeterli değildir. Anoreksiya Nervosa olan bireylerde saptanan mükemmeliyetçilik, esnek olmayan bilişsel yapı ve düşük benlik saygısının da hastalığın oluşumunda önemli risk etkenleri olduğu düşünülmektedir. Böyle kişilik özellikleri olan bireylerde ergenlik gibi geçiş dönemlerindeki ani değişikliklerden kaçınma ve yemeyi kısıtlama/denetleme gibi güvenlik hissi oluşturan ve esnek olmayan yapıya geri çekilme söz konusu olabilir. Yemeyi kontrol etmenin sağladığı güven hissine karşın, açlığın fiziksel ve duygusal olarak bireyi olumsuz etkilediği ve bu ikilemin iyileşmeyi daha da güçleştirdiği düşünülmektedir. Bu bağlamda ergenlik dönemi gibi fiziksel ve sosyal değişikliklerin olduğu dönemlerde hastalık riski artmaktadır. Yeme bozukluklarının gelişimine etkisi olabilecek diğer etkenler arasında bebeklik ya da erken çocukluktaki uyku ya da yeme güçlükleri, çocukluk çağında görülen kaygı bozuklukları, çocukluk ve ergenlikte yaşanan fiziksel, duygusal ve cinsel istismar öyküsü gibi olumsuz yaşam olayları yer almaktadır.

AN, ciddi tıbbi komplikasyonların ve özkıyım eğiliminin görüldüğü ve sıklıkla hastaların tedavi olmayı reddetmesi nedeniyle yaşamı tehdit edebilen bir hastalıktır. AN olan hastaların tedavisini planlarken hastalığın şiddeti, eşlik eden psikiyatrik belirtiler ve özkıyım davranışı iyi değerlendirilmelidir.

Yeme bozukluklarının tedavisinde ilk hedef beslenmenin düzenlenmesi ve beden ağırlığının normal sınırlara getirilmesidir. Yeme bozukluğu olan hastanın medikal durumu stabil olduktan sonra tedavinin olmazsa olmaz bileşeni psikoterapidir ve bu nedenle çeşitli psikoterapi yöntemleri uyarlanmakta ve geliştirilmektedir. Bilişsel-davranışçı terapi, destekleyici psikoterapi, motivasyonel görüşme, aile terapisi ve bilişsel terapi en sık kullanılan psikoterapi yaklaşımlarıdır. AN’nin birden fazla etkene bağlı olarak gelişmesi ve işlevselliğin farklı alanlarda etkilenmesi nedeniyle tedavi psikiyatrist, hastanın genel tıbbi durumu ile ilgilenen hekim ve diyetisyenden oluşan bir ekip tarafından uygulanmalıdır.

 

 

 

Referanslar

1. Hoek, H.W.,van Hoeken, D. (2003) Review of the prevalence and incidence of eating disorders. Int J Eat Disord, 34 (4), 383-396.

2. Akdemir, D. (2008) Clinical Characteristics of Adolescent Admissions to The Child and Adolescent Psychiatry Outpatient Clinic. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi/Turkish Journal of Child and Adolescent Mental Health, 15 (1), 5-14.

3. Gonzalez, A., Kohn, M.R.,Clarke, S.D. (2007) Eating disorders in adolescents. Aust Fam Physician, 36 (8), 614-619.

4. Swanson, S.A., Crow, S.J., Le Grange, D., Swendsen, J.,Merikangas, K.R. (2011) Prevalence and correlates of eating disorders in adolescents. Results from the national comorbidity survey replication adolescent supplement. Arch Gen Psychiatry, 68 (7), 714-723.

5. Hudson, J.I., Hiripi, E., Pope, H.G., Jr.,Kessler, R.C. (2007) The prevalence and correlates of eating disorders in the National Comorbidity Survey Replication. Biol Psychiatry, 61 (3), 348-358.

6. Micali, N., Hagberg, K.W., Petersen, I.,Treasure, J.L. (2013) The incidence of eating disorders in the UK in 2000-2009: findings from the General Practice Research Database. BMJ Open, 3 (5).

7. Weaver, L.,Liebman, R. (2011) Assessment of anorexia nervosa in children and adolescents. Curr Psychiatry Rep, 13 (2), 93-98.

8. Franko, D.L., Keshaviah, A., Eddy, K.T., Krishna, M., Davis, M.C., Keel, P.K. ve diğerleri. (2013) A longitudinal investigation of mortality in anorexia nervosa and bulimia nervosa. Am J Psychiatry, 170 (8), 917-925.

9. Herpertz-Dahlmann, B. (2009) Adolescent eating disorders: definitions, symptomatology, epidemiology and comorbidity. Child Adolesc Psychiatr Clin N Am, 18 (1), 31-47.

10. Fairburn, C.G., Cooper, Z., Doll, H.A.,Welch, S.L. (1999) Risk factors for anorexia nervosa: three integrated case-control comparisons. Arch Gen Psychiatry, 56 (5), 468-476.

11.Westen, D.,Harnden-Fischer, J. (2001) Personality profiles in eating disorders: rethinking the distinction between axis I and axis II. Am J Psychiatry, 158 (4), 547-562.

12. Klump, K.L., Strober, M., Bulik, C.M., Thornton, L., Johnson, C., Devlin, B. ve diğerleri. (2004) Personality characteristics of women before and after recovery from an eating disorder. Psychol Med, 34 (8), 1407-1418.

13. Küey, G.A. (2007). Anoreksiya Nervosa: Ergenlik Hastalığı mı? . M. Çetin, Ebrinç, S. (Ed.). 2. Ulusal Psikofarmakoloji Kongresi Kitabı (s. 283-285). Ankara: Bilimsel Tıp Yayınevi

14. Jebb, S.A., Fairburn, C.,Brownell, K. (2002) Energy intake and body weight. Eating Disorders and Obesity: A Comprehensive Handbook. New York: Guilford, 37-42.

15. Jacobi, C., Hayward, C., de Zwaan, M., Kraemer, H.C.,Agras, W.S. (2004) Coming to terms with risk factors for eating disorders: application of risk terminology and suggestions for a general taxonomy. Psychological bulletin, 130 (1), 19.

16. Klein, D., Attia, E. (2015) Anorexia nervosa in adults: Clinical features, assessment, and diagnosis.

08.Carter, F.A., Jordan, J., McIntosh, V.V., Luty, S.E., McKenzie, J.M., Frampton,

17. C.M. ve diğerleri. (2011) The long-term efficacy of three psychotherapies for anorexia nervosa: a randomized, controlled trial. Int J Eat Disord, 44 (7), 647-654.

Please reload

Son yazılar

Please reload

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz

Etiketlere göre arama

  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black YouTube Icon
  • Siyah Instagram Simge

© 2019