DOĞUM SONRASI ANNE DEPRESYONUNUN BEBEK ÜZERİNE ETKİLERİ

September 1, 2016

 

Her yıl yaklaşık 100 milyon bebek doğmaktadır. Gebelik ve doğum sonrası dönem çoğu aile için özel ve heyecanlı bir dönem olarak kabul edilmekle birlikte, yeni anne olan kadınlar için ruhsal açıdan da riskli bir dönemi oluşturmaktadır. Doğum yapan annelerin yakla-şık % 40'nda duygudurum bozukluğu  vardır. Doğum sonrası dönemde yaklaşık on kadından biri depresyona girmektedir. Doğum sonrası depresyon sıklığı % 10-15 olduğu tahmin edilmektedir. Doğum sonrası depresyonun en iyi belirleyicisi gebelik dönemdeki depresyon olduğu belirtilmektedir. Birçok kadının mutlu olmaları gerektiğine inandıkları bir dönemde, depresif duygular taşıdıklarından dolayı suçluluk duymaları, belirtilerini saklamalarına ve doğum sonrası depresyonun kolaylıkla gözden kaçabilmesine neden olmaktadır. Postpartum dönemde görülen depresyon, sadece anne için değil, bebek ve tüm aile için olumsuz sonuçlar doğurabileceğinden özel bir yaklaşım gerektirmektedir.

 

Genç anne yaşı, düşük eğitim düzeyi, gebelik sırasında depresyon ve antidepresan kullanımı, bebeğin gelişimi ile ilgili problemler, ebeveyn yeterliliğindeki düşüklük, zayıf ilişki ve stresli yaşam olaylarının oluşumunu da dahil olmak üzere bir çok faktör doğum sonrası depresyon gelişiminde etkili olmaktadır. Doğum sonrası depresyon gelişiminde psikososyal faktörlerin (yoksulluk, medeni anlaşmazlık, yaşamsal stresler gibi) biyolojik veya hormonal nedenlere göre daha çok etkisi olduğu düşünülmektedir. 

 

DSM-IV’e göre depresyonun özellikle doğum sonu, ilk dört hafta içinde başlaması durumunda annenin doğum sonrası depresyon açısından değerlendirilebileceği belirtilmektedir. Doğum sonrası depresyonda, doğum sonrası blues ve lohusalık psikozu da dahil olmak üzere postpartum dönemdeki majör depresyon ve diğer duygudurum bozukluklarının başlangıcı, kronikleşmesi, klinik bulguları ve görece seyri değişiklik göstermektedir.

 

Doğum sonrası depresyonun klinik belirtileri arasında uyku, enerji, iştah, kilo ve libido gibi somatik fonksiyonlarda değişiklikler yer almaktadır. Bununla birlikte, bu belirtiler postpartum dönemde normal bağlamında değerlendirilmelidir. Doğum sonrası uykusuzluk yaygın olmasına rağmen, bebekleri uyuyamayan annelerin doğum sonrası depresyona bağlı uykuları olabilir. Diğer belirtiler iştah azalması ve/ ya da gıdaların tadını almada yetersizlik ya da kendini zorlamasına rağmen hızlı kilo kaybı sayılabilir. Hastaların saatlerce yataktan çıkamayacak derecedeki enerji eksikliği anormal olup, bebeğin bakımı ve uyku yoksunluğundan kaynaklanan normal enerji eksikliğinden ayırt edilmelidir. Ek olarak sinirlilik ve öfke, bebek bakımı ile yetersiz ya da bunalmış hissedebilir, bebek bakımını yapamayacağını düşünebilir, utanç ve suçluluk hissedebilir, bir anne olarak başarısız olduğunu düşünebilir. 

 

Doğum sonrası depresyon genellikle süresi 2- 6 ay sürmekte bazı durumlarda 1 yıla kadar uzayabilmektedir. Doğum sonrası depresyonun anne üzerinde, anne-bebek ilişkisi ve daha sonraki bebek gelişimi üzerine derin ve yaygın etkileri vardır. Doğum sonrası depresyon bağlı annelerin emzirme, uyku, bebek sağlığı ve güvenliğini sağlamada zorluk yaşayabilmektedirler.

 

İlk yıl bebeklerin özdenetim becerilerini geliştirmek için önemli bir dönemdir. Doğum sonrası depresyon bir annenin bebeği yanıt verme hassasiyetini doğrudan etkiler; böylece, ikili ilişkinin kalitesi de etkilenir. Doğum sonrası annedeki depresyon, bebeğin bilişsel ve duygusal gelişimi üzerinde ciddi etkilere katkıda bulunabilir ve daha sonra psikopatoloji ve atipik gelişimi ile ilişkili olabilir. Yine zeka ve dil gelişimi de dahil olmak üzere bilişsel gelişim üzerinde etkileri olabilmektedir.

 

Yüz yüze etkileşimlerin incelendiği bir araştırmada doğum sonrası depresyonu olan annelerin, doğum sonrası depresyonu olmayan annelere göre daha karamsar ve bebeklerinin daha az olumlu olduğu bulunmuştur. Başka bir çalışmada annelerin bebeklerine cevaplarında atipik özellikler bulunmuş ve  doğum sonrası depresyonu olan annelerin bebeklerinde 48. ayda mizaç zorluklarının arttığı gözlenmiştir. Son zamanlarda yapılan çalışmalar bu bozukluğun çocuğun daha sonraki büyüme ve gelişme üzerine önemli etkileri olduğunu göstermiştir.

 

Bebek-bakımveren ilişkisi çocuk gelişiminde önemli bir rol oynadığı yaygın olarak kabul edilmektedir. Doğum sonrası depresyona bağlı annede gelişen bilişsel bozuk-luklar ve uyumsuz ebeveynlik becerileri, bebeğin gelişi-mi ve anne-çocuk ilişkisini olumsuz etkileyebilmektedir.

 

Bir bebeğin duygusal durumunu düzenlemede ebeveynlerin yetenekleri, çocukların kendi kendine stratejiler geliştirmesinde önemli bir rol oynar. Bakım verenin yeterince iyi olmayan becerileri ya da çocuğun gereksinimlerine uygun olmayan tepkilerin, bebeklerin kan kortizol düzeyini (daha çok stresli durumlarda salgılanır) arttırmaktadır. Hatta bu annelerin çocukları ile 18. aydaki güvenli bağlanma düzeyleri ile çocukların ilerideki sinirsel gelişim düzeyleri arasında ilişki olduğu bulunmuştur.

 

Mevcut literatürde, etkinliği tespit edilmiş ve değişken düzeylerde gösterilmiş çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır. Bunlar; doğum öncesi grup müdahaleleri, psikoeğitim, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), kişilerarası psikoterapi, anne bebek ilişkisine odaklanan müdahaleler ve sntidepresan tedavilerdir.

 

Sonuç olarak, doğum sonrası annelerin duygudurumlarının iyi değerlendirilmesi ve uygun bir şekilde desteklenmesi, hem anne hem de çocuğun sağlıklı ruhsal gelişimini sağlamak için önemlidir.

 

 

Referanslar

1. Milgrom J, Martin PR, Negri LM. Treating Postnatal Depression: A Psychological Approach for Health Care Practitioners. London: Wiley; 1999.
2. Cooper P, Murray L. The impact of psychological treatments of postpartum depression on maternal mood and infant development. In:Murray LCPJ, editor. Postpartum Depression and Child Development. New York, NY: Guilford Press; 1997:201–220.
3. Coates A, Schaefer C, Alexander J. Detection of postpartum depression and anxiety in a large health plan. J Behav Health Serv Res. 2004;31(2): 117–133.
4. Beck CT. A meta-analysis of the relationship between postpartum depression and infant temperament. Nurs Res. 1996;45(4):225–230.
5. Giallo R, Cooklin A, Nicholson JM. Risk factors associated with trajectories of mothers’ depressive symptoms across the early parenting period: an Australian population based longitudinal study. Arch Womens Ment Health. 2014;17:115–125.
6. Williamson V, McCutcheon H. Postnatal depression: a review of current literature. Aust J Midwifery. 2004;17(4):11–16.
7. Lee DTS, Chung THK. Postnatal depression: an update. Best Pract Res Clin Obstet Gynaecol. 2007;21(2):183–191.
8. Cooper P, Campbell EA, Day A, Kennerley H, Bond A. Non-psychotic psychiatric disorder after childbirth: a prospective study of prevalence, incidence, course and nature. Br J Psychiatry. 1988;152:799–806.

9. American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders. 5th ed. Washtington, DC: American Psychiatric Association; 2013.
10. Barnett B, Fowler C. Caring for the Family’s Future: A Practical Workbook on Recognising and Managing Post-Natal Depression. Haymarket, NSW: Norman Swan Medical Communications; 1995.
11. Petrou S, Cooper P, Murray L, Davidson LL. Economic costs of post-natal depression in a high-risk British cohort. Br J Psychiatry. 2002;181:505–512.
12. Leahy-Warren P, McCarthy G. Postnatal depression: prevalence, mothers’ perspectives, and treatments. Arch Psychiatr Nurs. 2007;21(2):91–100.
13. Reck C, Noe D, Gerstenlauer J, Stehle E. Effects of postpartum anxiety disorders and depression on maternal self-confidence. Infant Behav Dev. 2012;35(2):264–272.
14. Moehler E, Brunner R, Wiebel A, Reck C, Resch F. Maternal depressive symptoms in the postnatal period are associated with long-term impairment of mother-child bonding. Arch Womens Ment Health. 2006; 9(5):273–278.

 

Please reload

Son yazılar

Please reload

Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için mail adresinizi giriniz

Etiketlere göre arama

  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black YouTube Icon
  • Siyah Instagram Simge

© 2019